İçeriğe atla
Barida Isparta şehir hafızası

Şehrin Hafızası · 15. yüzyıl (1429) — bugün

Isparta'nın En Eski Camilerinden Biri: Kutlu Bey ve 1429 Tarihli Vakfiye Sureti

Osmanlılar Hamid ilini devraldıktan yarım yüzyıl kadar sonra, bir sancak beyi Isparta'da bir cami vakfediyor. O vakfiyenin sureti, tanıkların adlarıyla birlikte, bugüne Ün Dergisi'nin sayfalarında ulaştı.

5 dakikalık okuma 5 kaynak
Kutlubey Camii — kubbeli iç mekân, Isparta merkez

Kutlubey Camii — kubbeli iç mekân

Dosseman · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Isparta’nın en eski camileri arasında sayılan yapı, adını 15. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı idarecisinden alır: Kutlu Bey. Yapının bugüne ulaşan en somut izi, tanıkların adlarıyla birlikte kaydedilmiş bir vakfiye suretidir — 1936’da Ün Dergisi’nde, derginin kendi dizgisiyle yayımlanmış.

Vakfiye ne diyor, ne demiyor

Vakfiye suretinin tarihi nettir: 15 Muharrem 833 (yaklaşık Ekim 1429). Banisinin tam adı da öyle: Kutlu Bey bin Abdüssettâr bin Hasan. Tanıkların isimleri de metinde geçiyor.

Burada bir ayrım önemli: elimizdeki bu metin, vakfiyenin kendisi değil, onun bir suretidir — hem Ün Dergisi’nin 1936’daki dizgisi hem Böcüzade Süleyman Sami’nin kitabındaki aktarımı, özgün belgenin kendisine değil, ondan çıkarılmış bir kopyaya dayanıyor. Üstelik bu iki kaynak birbirinden tam bağımsız da değil: Böcüzade’nin henüz basılmamış yazma nüshasına, Ün Dergisi’ndeki makalenin yazarı da açıkça atıf yapıyor. Yani iki metnin aynı ayrıntılarda örtüşmesi, iki ayrı araştırmanın birbirini doğrulaması değil, aynı kaynağın iki farklı yerde tekrarı olarak okunmalı.

Vakfiyenin aslının bugün nerede olduğu, ya da güvenilir bir diplomatik neşrinin yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

Kutlu Bey kimdi?

Dönemin kroniklerine (Mir’at-ı Kâinat, Nişancı, Solakzâde) göre Kutlu Bey, Sultan I. Murad (Hüdavendigâr) zamanında görev yapmış, 792 Hicrî’de (1390 civarı) şehit düşmüş bir komutandır. Böcüzade’nin kitabı bu üç kroniği adıyla anıp kendi kronolojisinde şu sonuca varıyor: cami, Hamid topraklarının 783 Hicrî’de (1381-82 civarı) Osmanlı’ya geçtiği kabul edilen tarihten sonra yapılmış olmalı. Bu, Böcüzade’nin kendi çıkarımıdır — satın alınan toprakların tam kapsamı ve Isparta şehrinin bu işleme dahil olup olmadığı bu araştırmada bağımsız olarak doğrulanamadı.

Kutlu Bey’in kendisinin Osmanlı-dönemi bir idareci olduğu, ÜN’den ve kitaptan bağımsız bir kaynakla da destekleniyor: TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Ulucami” maddesi, Kutlu Bey’i doğrudan “Isparta’nın ilk Osmanlı idarecisi” olarak tanımlıyor. Ama bu, Böcüzade’nin 1381-82 tarihli toprak devrinin kapsamına dair çıkarımını doğrulamıyor; madde Hamid topraklarının hangi tarihte ve hangi kapsamda Osmanlı’ya geçtiğini tartışmıyor. Üç kroniğin kendisi bu araştırmada doğrudan görülmedi — yalnızca Böcüzade’nin aktarımı üzerinden biliniyor.

Kroniklerdeki bu anlatım 1429 tarihli vakfiyeyle kolayca bağdaşmıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Isparta maddesi (Feridun Emecen), vakfiyede Kutlu Bey’e “emîrü’l-ümerâ” denmesinin onun II. Murad döneminde Isparta’da bulunduğunu gösterdiğini yazar. Aynı madde, Kutlu Bey’i I. Murad devri emîrlerinden sayan bilginin çağdaş kaynaklarla doğrulanamadığını not eder ve Neşrî’ye dayanarak onun I. Murad’dan beri aralıklarla Eğirdir ve Isparta’da idarecilik yaptığı sonucuna varır. Kroniklerde 792’de şehit düştüğü söylenen Kutlu Bey ile vakfiyenin Kutlu Bey’inin aynı kişi olup olmadığı bu araştırmada çözülemedi.

Daha eski bir iz mi?

Caminin minaresinin temelinde, okunması güç bir taşta “478” rakamı görülmüş — bu, doğruysa Selçuklu döneminin (11. yüzyıl sonu) bir izi olabilir. Ama bu okumayı aktaran Böcüzade’nin kendisi de bu konuda şüpheli: taşın yazısını “müşevveş ve acemice yazılmış, şüpheli” olarak tanımlıyor. Bu, kesin bir bulgu değil, yalnızca ilginç ve tartışmalı bir iz olarak okunmalı.

TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Ulucami maddesi, Kutlu Bey’in camiyi yaptırdığı yerde bir Selçuklu yapısı bulunduğunun tahmin edildiğini yazar ve iki görüş aktarır: Böcüzade’ye göre 478 (1085-86), Osman Turan’a göre 699 (1299). Isparta maddesi ise 478 okumasının yanlış olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtir. Bazı resmî sayfalarda kesin tarih gibi geçen 1299 da bu yüzden bir araştırmacı görüşüdür.

Bir caminin ikinci doğuşu

TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 1899’da çürüyen direkleri yenilemek için damı açılınca ahşap direklerin çoğunun çürüdüğü görüldü ve cami yıktırıldı. Yeniden ayağa kaldırılması, şehrin kendisinin, özellikle kadınların, katkısıyla oldu — Böcüzade’nin anlatımına göre bir hanım, Barutçuzâde Hacı Vesile, kendi mülkünden bağışta bulundu; Isparta’nın kadınları mücevherlerini verdi. Cami, Ayasofya’nın biçimini andıran, çok kubbeli bir yapı olarak yeniden inşa edildi.

Bu ayrıntıların çoğu yalnızca Böcüzade’nin kitabında var — ÜN’deki makale konuyu çok daha kısa anıyor; bu yüzden eski ama tek kaynaklı bir anlatı olarak okunmalı.

Böcüzade’nin kitabı, bu yeniden inşayla ilgili iki ayrı olay aktarıyor, ikisi de kendi sayfa numaralarıyla: yeniden inşadan sonra kılınan ilk Cuma namazı, 1320 senesi Ramazanı’nın başında (yaklaşık Aralık 1902) kılındı — o gün, camiye emeği geçen Hacı Vesile Hanım’ın da cenaze namazı aynı camide kılınmıştı. Ayrıca, padişahın 25. cülus yıldönümü anısına düzenlenen resmî açılış töreni, 19 Ağustos 1318 Rumi (1 Eylül 1902) tarihinde yapıldı — inşaat komisyonu adına Böcüzade’nin bizzat kaleme alıp okuduğu bir manzum nutukla. Bunlar Böcüzade’nin aktardığı iki ayrı olaydır — biri resmî cülus töreni, diğeri yeniden inşa sonrasındaki ilk Cuma namazı; kaynak bu ikisi arasındaki ilişkiyi ayrıca açıklamıyor.

TDV İslâm Ansiklopedisi de yeni caminin 1320 Ramazanı’nda (Aralık 1902) ibadete açıldığını ve mimarının Yanko Efendi olduğunu yazar. Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise tamamlanma yılını 1904 olarak verir.

1914 depremi ve bugünkü yapı

Böcüzade’nin anlattığı yapı uzun yaşamadı. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Ulucami maddesine göre cami 1914 depreminde büyük hasar gördü ve yıkıldı; bugünkü cami 1922’de, eski temellerinin üzerinde yine çok kubbeli olarak yapıldı. Ansiklopedinin Isparta maddesi ve Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de 1914 depremindeki yıkımı kaydeder. Tek şerefeli minare 1931’de Vakıflar İdaresi tarafından yeniden yaptırıldı; ansiklopediye göre iç mekândaki kalem işi süslemeler ve yazılar 1990’daki son restorasyondan kalmadır. Deprem sonrasına ait arşiv belgeleri bu araştırmada görülmedi.

Kaynakça

  1. Kutlubey Camisi ve Vakfiyesi Neşet Köseoğlu (kaynak metnin yazarı). Ün — Isparta Halkevi Mecmuası, Cilt 3, Sayı 25 , 1936 . Basılı s.354-356. Vakfiyenin 1429 tarihli olduğu belirtilen suretinin/transkripsiyonunun Arap harfli metnini içerir — derginin kendi dizgisidir, özgün belgenin fotoğrafı/faksimilesi değildir.
  2. Isparta Tarihi Böcüzade Süleyman Sami; hzl. Hasan Babacan. Kitap, 2012 baskısı . Basılı s.113-117. Böcüzade, vakfiyeyi bizzat mütevellinin elinde gördüğünü yazıyor.
  3. Isparta Ulucamii (Kutlu Bey Camii) İbrahim Yıldırım. TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 42, s. 104-105, "Ulucami" maddesi, 28. bölüm , 2012 . Hakemli, kurumsal bir ansiklopedi maddesi. Kutlu Bey'i 'Isparta'nın ilk Osmanlı idarecisi' olarak tanımlıyor ve yapının 1429-1922 arası tarihçesini de veriyor; ÜN/kitap çiftinden bağımsız bir kaynak.
  4. Isparta (tarih bölümü) Feridun Emecen. TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 19, s. 194-200 , 1999 . Kutlu Bey'in 1429 vakfiyesindeki 'emîrü'l-ümerâ' unvanı ve II. Murad dönemi; Neşrî'ye dayanan idarecilik bilgisi; 478 okumasının yanlış olma ihtimali; 1914 depremi.
  5. Camiler T.C. Isparta Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü . Kutlubey (Ulu) Camii: 1899 yıkımı, 1904 tamamlanma, 1914 depremi ve 1922 yapısı; Hızır Bey Camii'nin en eski cami olması gerektiği görüşü.

Son güncelleme: