İçeriğe atla
Barida Isparta şehir hafızası

Şehrin hafızası · 1176 – bugün

Miryokefalon Nerede Yapıldı? Isparta, Konya ve Denizli Görüşleri

1176'daki savaşın sonucu pek tartışılmıyor, yeri tartışılıyor. Kumdanlı'dan Karamıkbeli'ne, Gelendost'tan Bağırsak Boğazı'na ve Kufi Vadisi'ne uzanan görüşler neye dayanıyor, hangi soruları açık bırakıyor?

15 dakikalık okuma 10 kaynak
Eğirdir Gölü'nden Kemer Boğazı yönüne bakış, Eğirdir Gölü, Kemer Boğazı

Eğirdir Gölü'nden Kemer Boğazı yönüne bakış · 2023

Kemer Boğazı, savaşın yeri tartışmasında önerilen yerlerden biridir. Fotoğraf üzerindeki yer adları ve işaretler fotoğrafçıya aittir; savaşın yerini kanıtlamaz.

Volker Höhfeld · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

17 Eylül 1176’da Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos’un ordusu, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın kuvvetleri karşısında dar bir dağ geçidinde ağır bir yenilgi aldı. Savaşın sonucu Türk tarihyazımında pek tartışılmaz: savaş, Manuel’in Kılıç Arslan’ın anlaşma önerisini ve şartlarını kabul etmesiyle sona erdi. Bugün hem akademik yayınlarda hem de anma törenlerinde bu savaş, Anadolu’nun Türk yurdu olma sürecinin dönüm noktalarından biri olarak anılıyor.

Tartışılan başka bir şey: bu savaş tam olarak nerede yapıldı?

Soru ilk bakışta basit görünür, ama cevabı bir haritaya işaret etmek kadar kolay değil. Modern araştırmacıların aktarımına göre Orta Çağ kaynakları bir kale adı (Myriokephalon) ve bir geçit adı (Tzibritze) veriyor; bu adların bugünkü arazide nereye karşılık geldiği ise tartışma konusu. W. M. Ramsay’in 19. yüzyıl sonundaki çalışmalarından bu yana tarihçiler ve coğrafyacılar bu soruya farklı cevaplar önerdi. Bu yazıda incelenen kaynaklarda ortaya çıkan tablo tek bir cevap değil; Isparta, Konya ve Denizli çevresinde birbirinden ayrı öneriler.

Bu yazı, incelenen kaynaklardaki başlıca önerileri yan yana koyuyor. Bir şeyi de baştan ayırmak gerekiyor: savaşın yeri bilimsel bir sorudur, bir şehrin savaşı sahiplenmesi ise yerel hafızanın konusudur. İkisi sık sık iç içe geçer, ama aynı şey değildir.

Kısa bir çerçeve: 1176’ya giden yol

Karaca ve Karacan’ın ifadesiyle savaşın genellikle Denizli–Konya hattı üzerinde geçtiği kabul ediliyor. Aynı yazarların 2018 tarihli makalesinde, Niketas Khoniates’in eserinin Türkçe çevirisine dayanılarak aktarıldığına göre Bizans ordusu Myriokephalon denen yere gelip konakladı; Kılıç Arslan elçi göndererek anlaşma önerdi, Manuel bu öneriyi geri çevirdi. Bunun üzerine Selçuklu kuvvetleri, Bizans ordusunun Myriokephalon’dan sonra geçmesi gereken ve Tzibritze geçidi adıyla anılan dar yolu tuttu. Yazarların okumasına göre savaşın en yoğun yaşandığı yer bu geçitti.

Buradaki anlatım, Orta Çağ kaynaklarını doğrudan değil, modern araştırmacıların aktarımıyla izliyor. Bu ayrım yazının geri kalanı için de önemli: incelenen makalelerde farklı yer önerileri, büyük ölçüde aynı Orta Çağ anlatılarının çevirilerine ve yorumlarına başvuruyor.

Yer neden hâlâ tartışılıyor?

Altay Tayfun Özcan’ın 2017 tarihli değerlendirmesi, tartışmanın uzun bir geçmişi olduğunu gösteriyor. Özcan’ın özetine göre savaşın yeri hakkında ilk bilimsel tespiti yapan W. M. Ramsay’dı. Ramsay önce savaşı Denizli yakınlarındaki Düzbel geçidine yerleştirdi, sonra bu görüşünden vazgeçerek Hoyran Gölü ile Kumdanlı arasındaki bir alanı işaret etti. Özcan’ın tarihçesinde Türk tarihçilerin önerilerinin bir bölümü Kumdanlı çevresine, bir bölümü Çivril yakınlarındaki geçitlere ve Kufi vadisine yöneliyor. Özcan’ın saydığı başka öneriler arasında Uluborlu’ya açılan Popa Boğazı ve Konya’ya yakın Bağırsak Boğazı da var.

Karaca ve Karacan’ın makalesi, tartışmanın akademik düzeyde nasıl sürdüğüne dair bir ipucu daha veriyor: yazarlara göre Türk Tarih Kurumu 8–9 Mayıs 2017’de “Miryokefalon Savaşı’nın Yeri” başlıklı bir çalıştay düzenledi ve bu toplantının değerlendirme bölümünde ortaya çıkan ortak kanaat, yeri kesinleştirmek değil, öne sürülen yerlerde kazı ve yüzey araştırmalarının sürdürülmesi ve coğrafya ile arkeoloji başta olmak üzere disiplinler arası çalışmanın artırılmasıydı.

Kısacası tartışma, kaynaklarda geçen güzergâh bilgilerini ve yer adlarını bugünkü araziye bağlamanın güçlüğünden besleniyor. 14 Eylül 2026 itibarıyla bu yazıda incelenen kaynaklar, tartışmayı sonlandıran bir yer tespitini ortaya koymuyor.

Isparta çevresindeki öneriler

Isparta’yla ilişkilendirilen görüşler kimi zaman tek bir “Isparta tezi” gibi anılıyor. Oysa bu yazıda ele alınan üç yer önerisi (Kumdanlı ve Kemikli Çukuru, Karamıkbeli, Gelendost’taki Fatlın Ovası) farklı araştırmacılara, farklı gerekçelere ve farklı yerlere işaret ediyor. Ramazan Topraklı’nın Yenice köprüsü ve Kemer Boğazı üzerinden kurduğu güzergâh açıklaması ise ayrı bir savaş yeri olarak değil, Fatlın Ovası görüşünü destekleyen bir dayanak olarak aşağıda ele alınıyor. Özcan’ın andığı Popa Boğazı önerisi gibi başka görüşler bu yazıda ayrıntılı olarak işlenmiyor.

Kumdanlı vadisi ve Kemikli Çukuru

Öneri. Süleyman Demirel Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Behset Karaca ile makalenin yayımlandığı dönemde aynı üniversitenin sosyal bilimler enstitüsünde doktora öğrencisi olan Kadir Karacan, 2018’de yayımlanan makalelerinde terk edilmiş Myriokephalon istihkâmının Hoyran Gölü’nün kuzeyinde, Taşevi ile Aşağı Kaşıkara arasında; savaşın en yoğun yaşandığı Tzibritze geçidinin ise Gökçeali ile Kumdanlı arasındaki Kemikli Çukuru mevkiinde olabileceğini ileri sürüyor. Yazarlar bu mevkiyi daha önce, 2014’te Süleyman Demirel Üniversitesi’nde düzenlenen bir sempozyumda da önermişti. Burada aktarılan, iki araştırmacının bilimsel görüşü; incelenen kaynaklar bu öneriyi üniversitenin kurumsal bir tutumu olarak sunmuyor.

Dayanak. Makalenin dikkat çeken yanı, 1190’da Anadolu’dan geçen Frederick Barbarossa’nın Haçlı ordusunu bir karşılaştırma aracı olarak kullanması. Yazarlar, bu seferi anlatan kroniklerde Manuel’in Türkler karşısında ağır yenilgiye uğradığı geçide yapılan bir göndermeden yola çıkıyor; Alaşehir ile Akşehir arasındaki güzergâhı gün gün, dönemin yol rotaları ve arazi koşullarıyla birlikte haritaya işliyor ve Haçlı ordusunun 2 Mayısı 3 Mayısa bağlayan gece kamp yaptığı yerin Myriokephalon istihkâmı olduğu sonucuna varıyor. Bu yere ilişkin ek bir işaret olarak tapu kayıtlarında geçen Örenler, Kale civarı ve Küçük kale gibi mevki adlarını gösteriyorlar.

Açık kalan soru. Yazarlar 2018’de yayımlanan makalenin sonuç bölümünde (s. 262) bir sonraki adımı tarif ediyor: Kemikli Çukuru’nda önce radarla görüntü alınmasını, buna göre sondaj ve arkeolojik kazı yapılmasını öneriyorlar. Bu çalışmalar yapılırsa bazı anlaşmazlıkların ortadan kalkabileceğini ve yerin “kesinleşeceğini”, bunun için de büyük bir proje ve desteğe ihtiyaç olduğunu yazıyorlar.

Bizim değerlendirmemize göre güzergâh hesabı ve tapu kayıtlarındaki mevki adları dikkate değer veriler. Ancak 14 Eylül 2026 itibarıyla bu yazıda incelenen kaynaklar arasında Kemikli Çukuru’na ilişkin yayımlanmış bir kazı raporu ya da tarihlenmiş buluntu yer almıyor. 2018’deki bu önerinin ardından sahada neler yapıldığı bu yazının kapsamı dışında kalıyor.

Karamıkbeli

Öneri. Abdulhalûk M. Çay, savaşı Karamıkbeli geçidine yerleştiren görüşle anılan araştırmacılardan. 2015’te yayımlanan makalesinin başlığı bu tercihi yansıtıyor: “Karamıkbeli (Myriokefalon) Savaşı”. Makalenin özetine göre Çay, 17 Eylül 1176’da Karamıkbeli’nde kazanılan zaferi Anadolu’da Türk hâkimiyetinin yerleşmesi yolunda bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

Dayanak. Özcan’ın tarihçe özetine göre Osman Turan, Ramsay’in ikinci görüşünden hareketle savaşın Kumdanlı’da gerçekleştiğini kabul etmişti; Özcan, bu tespitin Çay’ın ve onu izleyen E. Altan’ın Karamıkbeli değerlendirmelerinin temelini oluşturduğunu yazıyor. Özcan’ın bu aktarımı, Karamıkbeli önerisinin Kumdanlı çevresini işaret eden daha eski bir değerlendirmeyle bağlantılı olduğunu düşündürüyor.

Açık kalan soru. Özcan bu görüşe iki itiraz yöneltiyor: Karamıkbeli’nin coğrafi yapısının bir Bizans ordusunun ilerleyişine uygun görünmediğini ve hem Kumdanlı hem de Karamıkbeli’nin Niketas Khoniates’in çizdiği ilerleyiş hattı üzerinde bulunmadığını ileri sürüyor. Bu itirazlar Özcan’ın kendi okumasına dayanıyor. 14 Eylül 2026 itibarıyla bu yazıda incelenen kaynaklar arasında Karamıkbeli için yayımlanmış tarihlenmiş bir saha buluntusu yer almıyor.

Gelendost–Fatlın Ovası ve Kemer Boğazı güzergâhı

Öneri. Ramazan Topraklı’nın 2010 tarihli makalesi, Gelendost’taki Fatlın Ovası’nı savaşın yeri konusunda sürmekte olan dört görüşten biri olarak anıyor; diğerleri Kumdanlı, Karamıkbeli ve Çivril. Bu yazıda incelenen kaynaklar, Fatlın Ovası görüşünün ilk olarak kimin tarafından ve hangi gerekçelerle ortaya konduğunu ayrıntılı olarak aktarmıyor.

Dayanak. Topraklı’nın katkısı, bu görüşe bir güzergâh açıklaması kazandırması. Çıkış noktası bir arşiv ipucu: Devlet Arşivleri yayınlarını incelerken, Afşar kazasına bağlı “Yenice köyü köprüsü”nün bir vakıf defterine kaydedildiğini fark ediyor. Topraklı’ya göre köprü, Yenice köyünün yaklaşık 9 km batısında, Eğirdir ve Hoyran göllerinin birleştiği Kemer Boğazı’nda bulunuyordu; “Kemer” yer adını da bu kemer köprüye bağlıyor ve köprünün Barla ile Gelendost’u birbirine bağladığını yazıyor (s. 1002, 1005). Sonuç bölümünde, eski yolun Kundanlı’dan değil Kemer Boğazı ya da Yenice köyü köprüsünden geçtiğini ortaya koyduğunu belirtiyor ve yol Kemer Boğazı’ndan geçtiğine göre savaşın “bu boğaz üzerinde ve Fatlın Ovası’nda olduğu görüşü”nün ağırlık kazandığını yazıyor (s. 1012). Topraklı ayrıca Kumdanlı’da Manuel’in sıkıştırılabileceği bir geçit bulunmadığını ileri sürüyor. Özcan da 2017’deki değerlendirmesinde Topraklı’yı savaşın Gelendost’ta gerçekleştiği görüşünde sayıyor ve onun Yenice köprüsünü gündeme getirerek ordunun bu köprü yoluyla karşı kıyıya geçtiği fikrini dikkate sunduğunu aktarıyor.

Açık kalan soru. Bizim değerlendirmemize göre bir yolun ya da köprünün varlığı, bir ordunun o yoldan geçtiğini ve savaşın orada yapıldığını kendi başına göstermez. Özcan da bu öneri için sorular yöneltiyor: Bu köprü Bizans döneminde var mıydı? Bir ortaçağ ordusunun geçebileceği genişlikte miydi? Topraklı köprünün Roma dönemine ait olduğunu düşündüğünü yazıyor (s. 1005); ancak bu, köprünün 1176’daki durumunu doğrudan gösteren bir veri değil, yazarın bir tahmini.

Gelendost’ta savaş yerel olarak da anılıyor; aşağıda değinilen 2022 anması bir yer tespitinin kanıtı değil, yerel sahiplenmenin bir göstergesi.

Konya: Bağırsak Boğazı

Öneri. Konya çevresindeki görüşü savunan araştırmacılardan Mehmet Akif Ceylan, USAD’ın 2017 güz sayısında yayımlanan makalesinde savaşın Konya yakınındaki Bağırsak Boğazı’nda yapıldığını savunuyor; Özcan bu boğazı Konya’nın 50 kilometre batısında konumlandırıyor. Ceylan sonucunu kesin bir dille ortaya koyuyor: sonuç bölümünde saydığı verilerin Bağırsak Boğazı’nın savaş yeri olduğunu “göstermeye yeterli” olduğunu ve coğrafya açısından savaşın yerinin “çok fazla tartışmaya açık bir konu” olmadığını yazıyor (s. 34–35). Bu, yazarın kendi iddiası; aşağıdaki değerlendirme ise ayrı.

Dayanak. Ceylan, kaynaklardaki coğrafi tarifleri haritalar, uydu görüntüleri ve yaklaşık yirmi yıla yayılan arazi gözlemleriyle karşılaştırdığını belirtiyor. Sonuç bölümünde saydığı gerekçeler arasında Bizans ordusunun hedefinin Konya olması ve savaş yerinin şehre yakın, hatta bir günlük yürüyüş mesafesinde bulunması; kaynaklarda geçen geçit adı ile Beyşehir Gölü’nün konum ilişkisi ve boğazın uzunluğu, genişliği ve topografyası var (s. 34–35).

Gerekçelerin merkezinde bir kale eşleştirmesi duruyor. Ceylan’ın aktarımına göre Smbat Sparapet’in kroniğinin Fransızca çevirisinde “Meldinis” adıyla geçen kale, Osmanlı arşiv belgelerinde Hisar-ı Meldos olarak kayıtlı ve bugün Kale Tepe ya da Asar Kale diye anılıyor. Ceylan bu yıkık kaleyi Myriokephalon Kalesi’yle, Tzibritze geçidini de Bağırsak Boğazı’yla eşleştiriyor (s. 7–10). Bu eşleştirmede dikkat çektiği bir bilgi daha var: Ceylan’ın aktardığına göre kroniği 1869’da Fransızcaya çeviren Edouard Dulaurier, bir dipnotunda Meldinis’i Konya’nın kuzeybatısındaki yıkık Myriokephalon Kalesi ile aynı yer olarak tanımlıyor. Ceylan, bu bilginin kroniğin İngilizce çevirisinde yer almayan bir çevirmen dipnotunda bulunduğunu belirtiyor (s. 9). Yani eşleştirmenin bu halkası, Ceylan’ın kendi aktarımıyla, Orta Çağ yazarının metninden değil 19. yüzyıldaki bir çevirmenin notundan geliyor.

Konya görüşü son yıllarda saha çalışmalarıyla da gündemde. Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin 17 Eylül 2025’teki duyurusuna göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle ve Konya Müze Müdürlüğü başkanlığında bölgede yüzey araştırması yapıldı; Meldos Kalesi çevresinde de çalışıldığı ve bölgede toprak altında yoğun metal varlığı tespit edildiği bildirildi. Anadolu Ajansı’nın 22 Ağustos 2026’da yayımladığı röportajda Ahmet Çaycı, yüzey araştırmalarının iki yıldır Konya Büyükşehir Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Konya Müze Müdürlüğü işbirliğiyle sürdüğünü, eldeki verilerin savaşın Konya yakınlarında yapıldığına işaret ettiğini söylüyor.

Açık kalan soru. Burada iki ayrı konu var. Birincisi kaynaklarla ilgili. Özcan’ın eleştirisi, aynı dergi sayısında yer alan bu makaleye değil, Ceylan’ın Bağırsak Boğazı görüşünü ortaya koyduğu bir önceki, 2016 tarihli çalışmasına yöneliyor; Özcan o çalışmayı titiz bulduğunu da ayrıca belirtiyor. Özcan’a göre Bağırsak Boğazı yakınındaki bir kalenin varlığı önemli ama tek başına yeterli değil, çünkü başka önerilerde de bölgedeki kalelere işaret edilmiş. Özcan, savaşın “Konya’nın yakınında” olduğunu söyleyen Süryani ve Ermeni kayıtlarının birbirinden bağımsız olmadığını, büyük olasılıkla II. Kılıç Arslan’ın çağdaşı Süryani Mihail’in bilgisinin tekrarı olduğunu düşünüyor (s. 171). Ceylan’ın 2016 çalışmasında dikkat çektiği Dulaurier notunu bir yazar yorumu olarak görüyor ve bunun kesin bir konum tespiti değeri taşımadığını yazıyor; ayrıca Osmanlı belgelerinde meskûn görünen Meltinis kalesinin Niketas’ın tarif ettiği yıkık kale olamayacağını ileri sürüyor (s. 170). Özcan’a göre Niketas Khoniates’in çizdiği güzergâh bu kayıtları doğrulamıyor ve Ceylan’ın delilleri meseleyi yeterince açıklamıyor (s. 173). Bizim açımızdan da Orta Çağ yazarının kendi söylediği ile bir çevirmenin ya da modern araştırmacının o metne kattığı yorumu ayırmak, bu tartışmanın hassas noktalarından biri.

İkincisi arazi verisiyle ilgili. Üniversitenin 2025 duyurusu, sonraki süreçte araştırmaların “özellikle kazı ve sondaj çalışmalarıyla birlikte daha sarih bir vaziyet” alacağını söylüyor; Çaycı da 2026 röportajında sondaj ve kaledeki kazı çalışmalarının somut deliller ortaya koyacağını, eldeki verilerin savaşın Konya yakınlarında olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Bu yazıda incelenen iki açıklama, bildirilen metal yoğunluğunun hangi türden metallere ait olduğunu, hangi döneme tarihlendiğini ve 1176 savaşıyla nasıl ilişkilendirildiğini belirtmiyor. Bu nedenle bizim değerlendirmemize göre bu açıklamalar, Konya görüşünü sahada kesinleşmiş bir tespit olarak göstermek için yeterli değil.

Denizli: Çivril ve Kufi Vadisi

Öneri. Tartışmada uzun süredir anılan çizgilerden biri, savaşı bugünkü Denizli’nin Çivril ilçesi çevresinde, Düzbel geçidinin yakınındaki Kufi vadisinde arar. Özcan’ın aktarımına göre K. Ayiter Çivril’deki geçitleri, B. Umar ise Düzbel’in hemen batısındaki Kufi çayını savaş yeri olarak işaret etmişti. Özcan da Kumdanlı ve Karamıkbeli görüşlerinin, savaşın Çivril dışında aranmasına kapı araladığını yazıyor.

Dayanak. 2024’te bu çizgiyle ilgili bir saha çalışması yayımlandı. Hasan Kara ve İbrahim Balık, 2010’dan bu yana sürdürdükleri çalışmalar sonucunda Çivril yakınındaki Kufi Çayı vadisinde, stratejik bir konumda sur, sarnıç, yapı temelleri, taş ocakları, kiremit parçaları ve bol miktarda seramik bulduklarını bildiriyor. Yazarlar bu kalıntıları, uzun süredir aranan yıkık Miryokefalon Kalesi ile ilişkilendiriyor ve yerin özellikle Niketas’ın tarifine uyduğunu savunuyor.

Açık kalan soru. Bizim değerlendirmemize göre bir yerde kale kalıntısı bulunması, o kalıntının Myriokephalon Kalesi olduğunu tek başına göstermez. Bir kalıntının tarihî kimliğini tartışırken buluntuların tarihlenmesi, bulundukları bağlamın ayrıntılı biçimde yayımlanması ve bu verilerin yazılı kaynaklardaki tariflerle birbirini destekleyecek biçimde örtüşmesi önem taşır; bir yazıt, bulunursa bu tür kanıtlardan biri olabilir. Özcan’ın eleştirel incelemesi de tarafsız bir hakem değerlendirmesi olarak değil, kendi görüşü olan bir tarihçinin katkısı olarak okunmalı: Özcan sonuç bölümünde, kendi değerlendirmesine göre savaşın Çivril sınırları içinde gerçekleştiğini ve Kufi çayının aktığı bölgeyi daha güçlü bir ihtimal olarak gördüğünü yazıyor; bu bölgedeki tespitlerin yüzey araştırmaları, arkeolojik incelemeler ve sanat tarihi etütleriyle zenginleştirilmesi gerektiğini de ekliyor (s. 181).

Kalıntı, metal ve anma: neyi kanıtlar, neyi kanıtlamaz?

İncelenen yakın tarihli yayınlarda ve açıklamalarda saha çalışmaları giderek daha fazla yer tutuyor. Bu önemli bir gelişme; ama sahadan gelen haberlerin ne söylediğini dikkatle okumak gerekiyor.

Bir kale kalıntısı, orada bir yapı olduğunu gösterir; o yapının 1176’daki Myriokephalon olduğunu tek başına göstermez. Toprak altında metal yoğunluğu, bir yoğunluk tespit edildiğini gösterir; bu metallerin ne olduğunu, hangi döneme ait olduğunu ve bir savaşla ilişkisini tartışabilmek için buluntuların incelenmesi, tarihlenmesi ve bulundukları bağlamın yayımlanması gerekir. Bir güzergâh hesabı, bir ordunun nereden geçmiş olabileceğine dair bir çerçeve sunar; savaşın yerini ise dolaylı olarak işaret eder.

Bizim değerlendirmemizde bu veri türleri tek başına değil, birbirini desteklediği ölçüde anlam kazanıyor: yazılı kaynaklardaki tariflerle örtüşen bir güzergâh, tarihlenmiş buluntular, iyi belgelenmiş bir buluntu bağlamı ve varsa yazıt gibi doğrudan işaretler. 14 Eylül 2026 itibarıyla bu yazıda incelenen kaynaklar, bu tür verileri bir araya getirerek tartışmayı sonlandıran bir yer tespitini ortaya koymuyor.

Öte yandan tartışmanın bir de yerel hafıza tarafı var. Isparta Valiliği’nin 17 Eylül 2022 tarihli haberine göre zaferin 846. yıl dönümü Gelendost’ta bir törenle kutlandı ve Elma Festivali etkinlikleri başladı. Haberde aktarılan konuşmalarda Isparta Milletvekili Recep Özel zaferin Gelendost topraklarında kazanıldığının kanıtlandığını, Vali Aydın Baruş da savaşın 1176’da Gelendost’ta yapıldığını söyledi. Konya’da ise Necmettin Erbakan Üniversitesi, savaşın 850. yılı dolayısıyla 15–17 Eylül 2026’da bir çalıştay düzenleneceğini duyurdu; etkinlik sayfası, savaşın neden ve sonuçlarını, güzergâhını ve arkeolojik bulgularını ele almayı ve eksik ya da yanlış bilinen noktaları gözden geçirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Bu yazının dayandığı bilgiler 14 Eylül 2026 tarihine kadar uzanıyor; çalıştay bu tarihte henüz yapılmamıştı.

Bu tür anmalar ve etkinlikler önemli. Bir savaşın hatırasının nasıl yaşatıldığını, hangi şehrin kendini bu tarihle nasıl ilişkilendirdiğini gösteriyorlar. Ama bir tören kürsüsünden söylenen kesin bir cümle, bir yer tespitinin bilimsel kanıtı yerine geçmez; bir çalıştayın duyurulması da henüz bir sonuç ya da uzlaşma anlamına gelmez. Gelendost’taki anma da Konya’daki çalıştay duyurusu da bu şehirlerin Miryokefalon’la kurduğu gerçek bir bağın ifadesidir; savaşın yerinin çözüldüğünün değil.

Bugün nerede duruyoruz?

14 Eylül 2026 itibarıyla bu yazıda incelenen kaynaklar, tartışmayı sonlandıran bir yer tespitini ortaya koymuyor. Isparta çevresinde birbirinden ayrı öneriler, Konya’da saha çalışmalarıyla desteklenmeye çalışılan bir görüş, Denizli’de ise kale kalıntılarıyla ilişkilendirilen bir öneri öne çıkıyor. Her birinin dayandığı bir kaynak okuması, güzergâh hesabı ya da saha gözlemi bulunuyor; her biri de kendi açık sorularını taşıyor.

Sonucu pek tartışılmayan bir savaşın yeri, incelenen kaynaklara göre hâlâ tartışma konusu. Bizim değerlendirmemize göre yayımlanmış saha raporları, tarihlenmiş buluntular ve bu verilerin farklı görüşleri savunan araştırmacılarca birlikte değerlendirilmesi, bu tartışmaya kürsü konuşmalarından çok daha fazla katkı sağlayabilir.

Görüşler bir bakışta

GörüşÖnerilen yerBaşlıca araştırmacı ve kaynakDayandığı kanıtAçık kalan soru
Kumdanlı / Kemikli ÇukuruHoyran Gölü’nün kuzeyi; istihkâm Taşevi–Aşağı Kaşıkara arası, geçit Gökçeali–Kumdanlı arasındaki Kemikli ÇukuruBehset Karaca ve Kadir Karacan, 20181190 Barbarossa seferi kroniklerindeki gönderme; Alaşehir–Akşehir güzergâhının gün gün hesabı; tapu kayıtlarındaki Örenler, Kale civarı, Küçük kale mevki adlarıYazarlar 2018’de radar görüntüsü, sondaj ve arkeolojik kazı öneriyor (s. 262); incelenen kaynaklar arasında bu mevkiye ilişkin yayımlanmış kazı raporu ya da tarihlenmiş buluntu yer almıyor
KaramıkbeliKaramıkbeli geçidiAbdulhalûk M. Çay, 2015Özcan’ın aktarımına göre, Osman Turan’ın Kumdanlı değerlendirmesini temel alan bir yer tercihiÖzcan’a göre geçidin coğrafyası ve Niketas’ın tarif ettiği ilerleyiş hattıyla uyumu tartışmalı; incelenen kaynaklarda tarihlenmiş saha buluntusu yer almıyor
Gelendost–Fatlın OvasıGelendost’taki Fatlın Ovası; Topraklı’ya göre savaş alanına Eğirdir–Hoyran gölleri arasındaki Kemer Boğazı da dahilTopraklı (2010) görüşü sürmekte olan dört görüşten biri olarak anıyor ve güzergâh açıklamasıyla destekliyor; Özcan (2017) Topraklı’yı Gelendost görüşünde sayıyorTopraklı’ya göre eski yol Kundanlı’dan değil, Kemer Boğazı’ndaki ve bir vakıf defterinde kayıtlı Yenice köyü köprüsünden geçiyorduKöprünün Bizans dönemindeki varlığı ve bir orduya uygunluğu (Özcan); köprünün Roma dönemine tarihlenmesi yazarın tahmini; yolun varlığı savaşın yerini tek başına göstermez; görüşün ilk dayanakları incelenen kaynaklarda ayrıntılı aktarılmıyor
Konya / Bağırsak BoğazıKonya’nın batısındaki Bağırsak Boğazı (Özcan’a göre 50 km); Meldos Kalesi (Kale Tepe) çevresiMehmet Akif Ceylan, 2017; NEÜ yüzey araştırması, 2025; Ahmet Çaycı, 2026Konya’ya yakınlık kayıtları; Meldinis–Hisar-ı Meldos–Myriokephalon eşleştirmesi ve Ceylan’ın aktardığı Dulaurier dipnotu; topografya, arazi gözlemleri; izinli yüzey araştırmasında bildirilen metal yoğunluğu. Ceylan sonucunu kesin olarak sunuyorÖzcan, Ceylan’ın 2016 çalışması üzerinden “Konya’nın yakınında” kayıtlarının bağımsız olmadığını, Dulaurier notunun bir yazar yorumu olduğunu ve Niketas’ın güzergâhının bu kayıtları doğrulamadığını savunuyor; metallerin türü, tarihi ve savaşla ilişkisi incelenen açıklamalarda belirtilmiyor; açıklamalar sondaj ve kazıyı sonraki aşama olarak anlatıyor
Denizli / Çivril, Kufi VadisiÇivril yakınında, Düzbel geçidi çevresindeki Kufi Çayı vadisiÖnceki temsilciler K. Ayiter ve B. Umar (Özcan’ın aktarımıyla); Çivril görüşünü savunan Altay Tayfun Özcan, 2017; kale önerisi Hasan Kara ve İbrahim Balık, 2024Sur, sarnıç, yapı temeli, seramik ve kiremit kalıntıları; Niketas’ın tarifine uygunluk iddiasıKalıntıların tarihlenmesi, buluntu bağlamı ve Myriokephalon Kalesi olarak kimliklendirilmesi, incelenen kaynaklarda tartışmayı sonlandıracak biçimde ortaya konmuyor

Kaynakça

  1. Frederick Barbarossa'nın Haçlı Seferi ile Miryokefalon Savaş Güzergâhı İlişkisi ve Miryokefalon Savaş Yeri Tzipritze Behset Karaca, Kadir Karacan. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı 32, s. 241–264 , 2018 . Kumdanlı vadisi ve Kemikli Çukuru önerisi; yazarlar Kemikli Çukuru'nda radar görüntüsü, sondaj ve arkeolojik kazı yapılmasını öneriyor (s. 262).
  2. Karamıkbeli (Myriokefalon) Savaşı (17 Eylül 1176)nın Önemi ve Sonuçları Abdulhalûk M. Çay. Aydın Türklük Bilgisi, c. 1, sayı 1, s. 35–45 , 2015 . Karamıkbeli görüşü.
  3. Yenice Köyü Köprüsü ve Miryokefalon Savaşı Ramazan Topraklı. Kastamonu Eğitim Dergisi, c. 18, sayı 3, s. 997–1012 , 2010 . Eski yolun Kemer Boğazı'ndaki Yenice köyü köprüsünden geçtiğini ileri süren çalışma; yazar bu güzergâhın, savaşın Kemer Boğazı ve Fatlın Ovası'nda olduğu görüşünü güçlendirdiğini yazıyor (s. 1012).
  4. Myriokephalon Savaşı (17 Eylül 1176) Açısından Konya Bağırsak Boğazı'nın Coğrafi Özellikleri Mehmet Akif Ceylan. Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi (USAD), sayı 7, s. 1–39 , Güz 2017 (DergiPark'ta 2018'de yayımlandı) . Konya Bağırsak Boğazı görüşü.
  5. Myriokephalon Muharebesi'nin Mevkisi Üzerine Altay Tayfun Özcan. Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi (USAD), sayı 7, s. 167–183 , Güz 2017 . Önceki görüşlerin tarihçesini veren eleştirel inceleme; yazar savaşın Çivril sınırları içinde gerçekleştiğini savunuyor (s. 181).
  6. Tarihi Coğrafya Açısından Önemli Bir Keşif: “Yıkık Miryokefalon Kalesi” Hasan Kara, İbrahim Balık. Anadolu Kültürel Araştırmalar Dergisi (ANKAD), c. 8, sayı 3, s. 546–570, doi:10.15659/jancr.v8i3.215 , 2024 . Çivril yakınında, Kufi Çayı vadisinde bulunan kalıntıları Miryokefalon Kalesi ile ilişkilendiren öneri.
  7. Miryokefalon Zaferi’nin 849. Yıl Dönümünde, Savaş Alanında Yapılan Yüzey Araştırmalarının İlk Sonuçları Paylaşıldı Necmettin Erbakan Üniversitesi, haber , 17 Eylül 2025 . Kurum duyurusu; bildirilen metal yoğunluğunun türü, tarihi ve 1176 savaşıyla ilişkisi duyuruda belirtilmiyor.
  8. Miryokefalon Savaşı'nın izleri Bağırsak Boğazı'nda aranıyor Anadolu Ajansı , 22 Ağustos 2026 . Ahmet Çaycı ile röportaj; araştırmaların sürdüğü ve sondaj ile kazının ileride yapılacağı aktarılıyor.
  9. Miryokefalon Zaferi’nin 846. Yılı ve Elma Festivali Etkinlikleri Başladı T.C. Isparta Valiliği, haber , 17 Eylül 2022 . Gelendost'taki anma törenini belgeleyen kurum haberi; bilimsel bir yer tespiti değildir.
  10. 850. Yılında Miryokefalon (Myriokephalon) Zaferi Çalıştayı Necmettin Erbakan Üniversitesi, etkinlik sayfası , 15–17 Eylül 2026 . 14 Eylül 2026 itibarıyla henüz yapılmamış bir etkinlik.

Son güncelleme: