Tarih öncesi ve antik dönem
Bölgenin yerleşim geçmişi, şehrin bugünkü merkezinden çok daha eskiye uzanır: Isparta Müzesi'ndeki Geç Arkaik bir stel MÖ 530–510 dolaylarına tarihlenir.
Klasik kaynaklar, Lidya egemenliği döneminde (MÖ 6. yüzyıl) Baris adlı bir kentten söz eder. Ama bu bağlantı görünüldüğü kadar net değil: Barrington Atlas'a dayanan kayıtlar antik Baris'i bugünkü Isparta merkezinin yaklaşık 25 km kuzeybatısına yerleştirir, TDV İslâm Ansiklopedisi de şehrin bugünkü bulunduğu yerde antik döneme ait bir yerleşim kanıtı bulunmadığını belirtir. Baris ile Isparta arasındaki bağ, bir yer özdeşliğinden çok bir ad aktarımı olabilir — bu, kesinleştirilmeden açık bırakılan bir soru. Ayrıntılar için adın hikâyesi yazısına bakabilirsiniz.
Roma döneminde bölgenin adı Pisidia'dır — bu, Isparta'nın eski adı değil, çok daha geniş bir coğrafi bölgenin adıdır. Bugünkü Yalvaç yakınlarındaki Pisidia Antiokheia, dönemin en önemli kentlerinden biriydi ve Bizans döneminde de bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürdü.
Selçuklu dönemi
İbn Bîbî, III. Kılıçarslan'ın şehri 1204'te aldığını kaydeder — ancak araştırmacılar bu kaydın Isparta'ya mı yoksa başka bir kente mi işaret ettiği konusunda hemfikir değildir. Kesin olan, Kutlubey Camii (bugünkü Ulu Cami) olarak da bilinen yapının ilk hâlinin 1299'da, Selçuklu döneminde inşa edildiğidir.
Hamidoğulları Beyliği
Selçuklu düzeninin çözülmesinin ardından, 14. yüzyıl başında bölge Hamidoğulları'nın denetimine girdi; Isparta beyliğin idari merkezlerinden biri oldu ve yöre "Hamid ili" adıyla anıldı. Beyliğin bağımsızlığının somut belgelerinden biri, 1321–1322 tarihli, kendi adına bastırdığı gümüş dirhemdir.
1330'larda Anadolu'yu dolaşan İbn Battûta, şehrin adını "Sabarta" biçiminde kaydeder — bu, adın Türkçe kaynaklara girmeden önceki söylenişine dair en erken tanıklıklardan biridir.
Osmanlı dönemi
Hamidoğlu Kemâleddin Hüseyin Bey'in topraklarını Osmanlılara sattığı aktarılır (~1374), ama kesin Osmanlı denetimi ancak 15. yüzyılda sağlandı. 1429'da Ulu Cami, Kutlu Bey tarafından yeniden yaptırıldı; 1478 tahririnde şehirde 497 kişilik bir erkek nüfus kaydedildi — 1522'de 437 hane/17 mahalleye, 1567'de 468 hane/24 mahalleye çıkan, ölçülü ama sürekli bir büyüme.
Bu büyümenin ardında bir dokuma ekonomisi vardı: 16. yüzyılda şehirde üretilen pamuklu bezin (boğası) yıllık vergisi 3000 akçe olarak kayda geçti ve zamanla arttı; dönemin kayıtları şehirdeki dokumacı ve boyahane sayısının yüksekliğine işaret eder. Halıcılık ve iplik yazısında bu zanaatın 20. yüzyıldaki devamı anlatılır.
Mimar Sinan'a atfedilen Firdevs Bey Camii Ekim 1565'te tamamlandı; aynı adı taşıyan bedesten şehrin ticaret hayatının taşa dönüşmüş hâlidir. 1833'te bir karantina yapısı, 1880'de yenilenen bir hükümet konağı şehrin idari dokusunu biçimlendirdi. Léon de Laborde'un 1838 tarihli gravürlerinde şehrin adı hâlâ "Isbarteh" yazılıdır — bu, Isparta ve Eğirdir'i gösteren en erken görsel kayıtlardan biri.
Şehrin bugün dünya çapında tanındığı üretim kolu 1888–1889'da başlar: Bulgaristan'ın Kazanlık yöresinde görev yapmış Müftüzade İsmail Efendi'nin getirdiği gül fidanları Isparta'da tutar; 1892'de ilk gülyağı elde edilir. Bu hikâyenin devamı için gülün hikâyesi yazısına bakabilirsiniz.
Millî Mücadele yılları (1919–1922)
Birinci Dünya Savaşı sonrasında bölge, İtalyan işgal hareketinin tehdidi altına girdi. 20 Haziran 1919'da hükümet konağı önünde büyük bir miting düzenlendi. İtalyan birlikleri 28 Haziran'da Burdur'u işgal etti; 15 Ağustos'ta bir bölük askerle Isparta'ya yöneldiler, ancak halkın silâhlı direnişiyle karşılaşınca talep reddedildi ve ertesi gün geri çekildiler.
Batı Anadolu'da Kuvâ-yi Milliye'nin tanınmış isimlerinden Demirci Mehmed Efe, 5 Aralık 1919'da şehre geldi ve törenlerle karşılandı. Mücadele sürecinde şehir iki kez ağır kayıp yaşadı: 9 Ekim 1921'de çıkan yangında 160 kadar dükkân yandı; 18 Ekim 1921'de ise bir İtalyan uçağı şehri bombaladı (can kaybı bildirilmemiştir).
Erken Cumhuriyet dönemi
1919'da hazırlanan İngiliz askerî harita paftası, şehrin adının 20. yüzyıl başında hâlâ değişken biçimlerde yazıldığını gösterir ("Isbarta"). 12 Aralık 1924'te inşasına başlanan halı ipliği fabrikası 1926'da işletmeye açıldı; 6 Mart 1930'da Atatürk şehri ziyaret etti. Fabrika 1943'te Sümerbank'a devredildi ve Anadolu halıcılığında belirleyici bir rol üstlendi — 19. yüzyıldan beri şehrin simgelerinden biri olan halı üretimi, bu dönemde İzmir'deki halı ihracat şirketlerinin de içinde bulunduğu bir pazara bağlandı.
Nüfus bu yıllarda ölçülü biçimde arttı: 1927'de 15.855, 1935'te 18.433, 1940'ta 18.313, 1950'de 18.363 kişi kaydedildi — savaş yıllarının büyümeyi durma noktasına getirdiği görülür. 1936'da Eğridir–Karakuyu demiryolu hattından ayrılan 14 kilometrelik bir kol şehre ulaştı ve merkezi istasyona bağlayan yeni bir cadde açıldı; bu bağlantı Kepeci ve İstiklâl mahallelerinin rağbet görmesini, daha sonraki yıllarda da Sanayi ve Davraz mahallelerine doğru genişlemeyi hızlandırdı.
Gül üretimi 1948'de kooperatifleşti; 1954'te bu dokuz birim kooperatifin birleşmesiyle Gülbirlik kuruldu — üretimi tek tek bahçelerin işi olmaktan çıkarıp örgütlü bir sanayiye bağlayan adım. Isparta gülyağı bu dönemde uluslararası bir pazara da taşındı: Fransız parfümeri sanayii, Bulgaristan'dan sonra en çok Isparta gülyağını kullanan ikinci kaynak konumuna geldi. 1975'te Keçiborlu'ya bağlı Kuyucak köyünde otuz aileye dağıtılan on beşer kök lavanta, önce hobi ölçeğinde kaldı, 1990'larda ticari üretime geçti. 1998'de şehirde hâlâ yarı açık bir halı ticaret alanı çalışıyordu — el dokuması halının meydanda alınıp satıldığı düzenin son dönemlerinden biri.
Bugün
2014'ten itibaren sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarla Kuyucak kısa sürede bir ziyaret noktasına dönüştü. Tarımsal bir üretim alanı aynı zamanda bir manzaraya dönüştüğünde ne olur — bu, bölgenin bugün tartıştığı sorulardan biri.
Devamı
Bu sayfa bir özet niteliğindedir. Her dönüm noktasının tam kaynakçası ve görselleriyle birlikte zaman çizelgesinde, adın kökeni tartışması ayrıntılı biçimde adın hikâyesi yazısında yer alır.
Hazırlayan
Bu sayfa Barida ekibi tarafından, aşağıda listelenen kaynaklar temel alınarak derlenmiş ve yazılmıştır; tarihler ve sayılar kaynaklarla karşılaştırılarak kontrol edilmiştir. Bir kaynağın kendisi bir konuda net değilse (ör. Baris'in konumu), bu belirsizlik metinde gizlenmeden aktarılır. Bir hata veya eksik fark ederseniz bize ulaşabilirsiniz.
Kaynakça
- Isparta Selçuklu, Hamidoğulları, Osmanlı, Millî Mücadele ve erken Cumhuriyet dönemi anlatısının (nüfus rakamları, 1936 demiryolu, gülcülük ve halıcılığın kooperatifleşmesi dahil) ana kaynağı.
- Isparta Adının Kaynağı
- Baris (Pisidia) Antik Baris'in konumunu bugünkü Isparta merkezinin yaklaşık 25 km kuzeybatısına yerleştirir.
- Léon de Laborde'un Anadolu levhaları Isparta ve Eğirdir'i gösteren en erken görsel kayıtlardan.
- Asia Minor 1:250.000, Series G.S.G.S. no. 2097 — Sheet Isbarta
- Isparta Gülü
- Hakkımızda
- Isparta İlinde Sanayinin Gelişimi ve Yapısı
- Sümerbank Sümerhalı Isparta Fabrikasının Özgün Çalışma Modeli…
- Kuyucak Köyü Lavanta Tarlaları
Son güncelleme: